NISSAN QASHQAI MIDNIGHT EDITION
[dropcaps type=’normal’ font_size=’65’ color=’#ed145b’ background_color=” border_color=”]B[/dropcaps]

iliyoruz, Fiesta artık kasa değiştirdi ve yakın zamanda ülkemiz dahil tüm dünyada yeni kasası ile satılmaya başlayacak. Fakat öncesinde Fiesta’nın 1976’dan bu yana günümüze bıraktığı mirasın son demine bir göz atalım istedik. Fiesta dünyaya geldiği tarihten itibaren 12 milyon adetin üzerinde bir satış rakamına ulaştı.

 

Ülkemiz bu tarz otomobillerin Hot versiyonlarının kıtlığını son dönemlerde fazlasıyla yaşadı. Ne yazık ki Polo gibi Fiesta’nın da güçlü versiyonu ülkeye ya hiç gelmedi, ya da uzunca bir süre topraklarımıza giremedi. Hal böyleyken bu tarz otomobillerin üreticileri, dışı hot versiyonuna fazlasıyla yakın, motoru da standart versiyonlardan çok az daha güçlü olan modeller üreterek bizlere bir ufuk açtı. Tamam hiçbir petrolhead bu durumdan memnun değil tabii ki ama elimizdeki imkanları değerlendirmemize de engel değil.

 

 

ROTAMI TEKİRDAĞ YÖNÜNE DOĞRU, KUMBAĞ, UÇMAKDERE, ŞARKÖY TARAFINA ÇEVİRDİM

 

Kalbinde 1.0 litrelik 3 silindirli 140 beygir gücündeki Ecoboost motoru yatıran bu Fiesta, sadece ST-Line donanım paketi ile satın alınabiliyor. Aynı motorun Powershift şanzımana sahip olanı versiyonu ise 100 beygir ile kısıtlı kalmış. Test aracımızda ise sürüş zevkine uygun bir manuel vites yer alıyor.

 

Lafı fazla uzatmayayım, ilginçtir ki bugüne kadar kullanmadığım B ve C segmenti otomobil kalmayan ben, ne yazık ki Fiesta’yı hiç kullanmamıştım. Bu yarım hot versiyonu ise biran önce virajlı yollara sürmek için sabırsızlanıyordum. Artık İstanbul’un kalabalığından bıkmış bizler, kendimize yeni sürüş rotaları yaratmak zorundayız. Rotamı Tekirdağ yönüne doğru, Kumbağ, Uçmakdere, Şarköy tarafına çevirdim. Kumbağ’ı bitirip dapdar bir yoldan Uçmakdere’ye doğru Monte Carlo rallisini aratmayan dağ yoluna bağlandım.

 

 

İnsanlar olarak sürprizleri severiz, Fiesta bana güzel bir sürpriz yaptı ve viraj kabiliyetini çok güzel bir yolda benimle paylaştı.

 

Kabinine oturduğum andan itibaren alçak oturuş pozisyonu, vites topuzunun konumlandırılması, koltukların hem birazcık konforlu hem de birazcık sportif oluşu, alüminyum pedallar, (tam Üç Pedal olmak üzere) cam kumandalarının dahi konumlandırılması o kadar yerli yerinde olmuş ki, kabinde hiçbir şeye “şu da şurada olsaymış” dedirtmiyor. Ufak ama puan toplayan detaylarla hoşuma giden Fiesta’nın orta konsolundaki tuş kalabalığı sadece göze batan ufak bir detay olarak kalıyor.

 

 

İçerinin tavan dahil siyah kaplı olması benim için sportif bir detay iken, yetişkin ve arkada seyahet eden yolcular için birazcık iç karartıcı olabiliyor. Fakat bu açığını da geniş cam yüzeyleri ile kapatıyor.

 

Fiesta fizik olarak virajları ustalıkla almayı başarsa da, aynı zamanda kokpitte sürücüsüne buna fazlasıyla olanak tanıyor. Çünkü görüş açıları neredeyse kusursuz.

 

3 silindirli motorların sesinin güzelliğinden artık bahsetmemize gerek bile yok, çalıştırdığınız andan itibaren tınılarını güzel güzel duyuyorsunuz. Bu asla rahatsız edici bir ses değil. Kısa şanzıman oranlarına sahip Fiesta’yı virajlı yollarda kullanmaya başladığımda ise birazcık arındığımı hissediyorum.

 

KAYMA EYLEMİ NEREDEYSE HİÇ BAŞLAMIYOR

 

Bu kadar küçük bir motor beni eğlendirmeye yetiyor da artıyor bile. Uçmakdere’nin virajlı dağ yolunda Fiesta’nın becerileri o kadar yüksek kalıyor ki, o kadar keskin virajlarda dahi limitine kolay ulaşamıyorsunuz. Hızı taşıdığınız virajda halen limitin gelmesini bekliyorsunuz ama nafile, Fiesta yola tutunmak için adeta karınca gibi çalışıyor. Kafası yönlenme isteklerine o kadar istekli tepkiler veriyor ki, kayma eylemi neredeyse hiç başlamıyor. Kafadan kayma eğilimi gösterdiği an diyemem fakat bunu hissettirdiği an ufak bi sol ayak freni dokunuşu Fiesta’nın dünyasını değiştiriyor. Adete bir kilitli diferansiyel tepkisi veriyor bu işlem virajlarda. Günümüzdeki çoğu yol otomobili elektronik olarak buna müsade etmese de, Fiesta’nın manuel oluşu ile sizi bu zevkten mahrum bırakmayacağını söylemem gerek.

 

 

Konu tabii ki Ford ve hafif bir sportif araç olunca, sizlere bu tarz dinamiklerinden bahsetmem oldukça doğal. Fiesta kesinlikle Ford’un tüm sportif karakterini sürücüsüne yansıtıyor. Önden çeker bir otomobilde bu kadar dirayetli bir kafa tutunması, istenildiği takdirde kaymayı arkaya yönlendirme becerileri oldukça şaşırtıcı. Fiesta usta ellerde tam bir cevher. Kesinlikle böyle. Buna karşılık şehir içi kullanımlar için de fazlasıyla uygun ve atik.

 

140 beygir güç ve 180 nm’lik tork değeri Fiesta’yı orta halli bir şaka makinesi yapmak için fazlasıyla yeterli oluyor. Fiesta o an gözümde, kabul ettiği tüm işleri kusursuz bir şekilde yerine getiren kiralık katil rollerini üstlenen Jason Statham havasına bürünüyor. Süspansiyonun bir dilim sertliği şehir içinde fazla rahatsızlık vermezken, virajlarda hünerlerini sergiliyor. İki tekerin aynı anda aldığı kasis vs gibi geçişlerde pürüzsüzlüğünü koruyan süspansiyon, farklı darbelerde bu dirayeti fazla gösteremiyor sadece.

 

 

Fiesta ST-Line asla bir süper model değil, fakat bu segmentte ondan daha iyi yolu tutan bir model yok.

 

Uçmakdere’ye kadar uzun yol kullanımı gerçekleştirdiğim Fiesta uzun yolda klima açık 5.8 litrelik bir tüketim değerine ulaştı. Virajlı yollarda Fiesta ile yüzümüzü güldürürken ise bu değer 7.2 litre olarak can buldu. Şehir içi sıkışık trafikte kaldığınızda da göreceğiniz değer aşağı yukarı bu civarlarda olacaktır.

 

Fiesta, hem sportif hem de günlük ve aile kullanımına uygun bu 5 kapılı model için 85.000 TL’lik bir fiyat etiketi belirlemiş. Bana kalırsa kesinlikle piyasa şartlarında pahalı değil. Ülkemizdeki vergi sistemini ve otomobil fiyatlarının artışını artık hepimiz ne yazık ki biliyoruz.

 

Fotoğraflar: Emrecan Yıldırım

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir